COGSA’nın önemi, sadece hukuki bir metin olmasından değil, aynı zamanda uluslararası deniz ticaretine yön veren uygulamaları belirlemesinden gelir. Bu yasa sayesinde taşıyıcıların gemiyi denize elverişli hale getirme yükümlülüğü, yük sahiplerinin doğru beyan verme zorunluluğu ve paket başına 500 USD sorumluluk limiti gibi kritik noktalar standart hale gelmiştir.
Bu blog yazısında COGSA’nın tarihçesinden uygulama alanına, taşıyıcı ve yük sahibi yükümlülüklerinden sorumluluk limitlerine, hatta uluslararası konvansiyonlarla ilişkisine kadar tüm detayları ele alacağız. Böylece hem lojistik profesyonelleri hem de dış ticaretle ilgilenen bireyler için kapsamlı bir rehber sunacağız.
Carriage of Goods by Sea Act, denizyolu taşımacılığına yönelik özel bir yasa olduğundan, yalnızca belirli durumlarda uygulanır. Bu noktada en çok merak edilen konulardan biri, COGSA’nın hangi taşımaları kapsadığı ve hangi durumlarda devre dışı kaldığıdır. Yasa, kargo taşıma sözleşmeleri ile tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenlerken; kapsam dışında kalan taşımalar için farklı ulusal veya uluslararası kurallar geçerli olabilir.
Uygulama alanı, esasen ABD limanlarına gelen veya bu limanlardan çıkan yük taşımalarıyla sınırlıdır. Ayrıca denizyolu taşımacılığına özgü olması sebebiyle kara, hava veya multimodal taşımaları doğrudan kapsamaz. Bunun yanında, charter sözleşmeleri veya konşimento gibi belgelerle bağlantılı bazı özel istisnalar da söz konusudur.
Şimdi gelin COGSA’nın kapsamını ve kapsamadığı durumları daha yakından inceleyelim.
COGSA, ABD’ye gelen veya ABD’den çıkan tüm denizyolu yük taşımalarını kapsar. Yani, bir gemi ABD limanlarından yük alıp başka bir ülkeye gönderiyorsa ya da bir başka ülkeden yük getirip ABD limanına indiriyorsa, bu taşıma otomatik olarak COGSA hükümlerine tabidir.
Ayrıca konşimento üzerinden yapılan taşımalar da yasa kapsamında değerlendirilir. Konşimento, yükün taşınmasına ilişkin hak ve yükümlülükleri belgelediğinden, COGSA’nın uygulanmasında kritik rol oynar. Ancak charter sözleşmeleri genellikle farklı hükümler içerdiğinden, bu tür taşımalarda COGSA yalnızca tarafların açıkça kabul etmesi durumunda geçerli olur.
Bu kapsam sayesinde yük sahipleri ve taşıyıcılar, ABD merkezli uluslararası deniz ticaretinde öngörülebilir ve güvenli bir çerçevede hareket ederler.
Her ne kadar COGSA denizyolu ticaretinde temel bir düzenleme olsa da, kapsamına girmeyen birçok durum vardır. Öncelikle, kara ve hava taşımaları bu yasa kapsamında değildir. Örneğin, bir yük ABD limanına ulaştıktan sonra trenle ya da kamyonla iç bölgelere taşınıyorsa, bu aşama COGSA hükümlerine değil, ilgili ulusal mevzuata tabidir.
Ayrıca charter sözleşmeleri de çoğunlukla bu yasa dışında kalır. Çünkü bu tür sözleşmeler taraflar arasında özel hükümlerle şekillenir ve konşimento düzenlenmedikçe COGSA doğrudan uygulanmaz. İç sularda veya tamamen yurtiçi denizyolu taşımaları da yine bu düzenlemenin dışında tutulmuştur.
Bu ayrımlar, hem taşıyıcıların hem de yük sahiplerinin hangi durumda hangi kurallara tabi olacaklarını bilmeleri açısından kritik öneme sahiptir.
Denizyolu taşımacılığında güvenin temelini, taşıyıcıların üstlendiği sorumluluklar oluşturur. Carriage of Goods by Sea Act (COGSA), kargo taşıma sözleşmeleri kapsamında taşıyıcıların yükümlülüklerini net bir şekilde tanımlar. Bu düzenlemeler sayesinde yük sahipleri, mallarının güvenle taşınacağından emin olabilir. Aynı zamanda taşıyıcılar da hangi sınırlar içinde sorumlu olduklarını bilerek hareket ederler.
COGSA’ya göre taşıyıcılar, geminin sefer için hazır ve güvenli olmasını sağlamak, yükün taşınması sırasında özen göstermek ve teslimatı doğru şekilde gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu sorumluluklar, yalnızca ticari bir gereklilik değil, aynı zamanda deniz ticaretinde uluslararası güvenin sağlanması için kritik kurallardır.
Şimdi taşıyıcıların bu yükümlülüklerini iki ana başlık altında daha detaylı inceleyelim.
COGSA’nın en temel ilkelerinden biri, taşıyıcının gemiyi denize elverişli hale getirme sorumluluğudur. Bu, geminin yolculuğa çıkmadan önce güvenli ve sağlam bir durumda olmasını gerektirir. Geminin gövdesi, makineleri, navigasyon sistemleri ve diğer ekipmanlarının düzgün çalışır halde olması şarttır.
Ayrıca gemide görev yapan mürettebatın yetkinliği ve görevlerini yerine getirebilecek donanıma sahip olması da taşıyıcının sorumluluğundadır. Çünkü denizyolu taşımacılığında yalnızca yük değil, yolculuğun güvenliği de önemlidir. Eğer gemi bu standartları karşılamıyorsa, taşıyıcı COGSA kapsamında doğacak zararların sorumluluğunu üstlenmek zorundadır.
Taşıyıcıların bir diğer önemli yükümlülüğü, yükün taşınması süresince uygun koşulları sağlamaktır. Yük, gemiye alındığı andan teslim edildiği ana kadar güvenle korunmalıdır. Yanlış istifleme, nemden kaynaklanan zararlar veya hatalı taşımadan doğabilecek kayıplar taşıyıcının sorumluluk alanına girer.
Ayrıca teslimat sürecinde de dikkatli olunması gerekir. Yük, konşimentoda belirtilen alıcıya doğru ve zamanında teslim edilmelidir. Teslim sırasında yaşanan bir hata, yük sahibinin ciddi zarara uğramasına yol açabilir ve bu durumda COGSA uyarınca taşıyıcı sorumlu tutulur.
Bu kurallar, uluslararası deniz ticaretinde yük sahiplerine güven verirken, taşıyıcıların da profesyonel standartlara uygun hareket etmelerini sağlar.
COGSA yalnızca taşıyıcıların değil, aynı zamanda yük sahiplerinin de sorumluluklarını düzenler. Bu sayede denizyolu taşımacılığında taraflar arasında adil ve dengeli bir sistem oluşturulur. Carriage of Goods by Sea Act, kargo taşıma sözleşmeleri kapsamında yük sahiplerinin doğru beyan, belgelerin eksiksiz hazırlanması ve yükün güvenli şekilde paketlenmesi gibi yükümlülüklerini açıkça tanımlar.
Yük sahipleri, mallarının taşınması sırasında sadece haklara değil, aynı zamanda belirli sorumluluklara da sahiptir. Bu sorumluluklar yerine getirilmediğinde hem taşımada aksaklıklar yaşanabilir hem de hukuki uyuşmazlıklar doğabilir.
Şimdi yük sahiplerinin sorumluluklarını iki temel başlık altında inceleyelim.
Yük sahiplerinin en önemli sorumluluklarından biri, taşıma belgelerini doğru şekilde hazırlamaktır. Özellikle konşimento, yükün taşınmasına ilişkin tüm bilgileri içerdiğinden kritik öneme sahiptir. Malların miktarı, cinsi, ambalaj türü ve varsa tehlikeli madde içerikleri eksiksiz ve doğru şekilde beyan edilmelidir.
Yanlış ya da eksik beyan, yükün taşınması sırasında ciddi sorunlara yol açabilir. Örneğin, tehlikeli bir madde yanlış sınıflandırılırsa hem geminin hem de diğer yüklerin güvenliği riske girer. Bu tür durumlarda, doğacak zararların sorumluluğu doğrudan yük sahibine aittir.
COGSA kapsamında yük sahiplerinin bir diğer kritik görevi, malların güvenli ve uygun şekilde paketlenmesidir. Taşıma sırasında meydana gelebilecek zararların büyük bir kısmı, yanlış paketleme veya yetersiz koruma nedeniyle oluşmaktadır.
Örneğin, kırılabilir ürünlerin sağlam ambalajla korunmaması ya da nemden etkilenecek yüklerin uygun şekilde sarılmaması, taşıyıcıdan bağımsız olarak doğrudan yük sahibinin sorumluluğu altındadır. Ayrıca hatalı yükleme veya yanlış beyan, hem taşımacılık sürecini aksatır hem de sigorta kapsamında sorun yaratabilir.
Bu nedenle yük sahiplerinin, mallarını taşıma kurallarına uygun şekilde hazırlamaları, hem ticari ilişkilerde güven sağlar hem de olası uyuşmazlıkların önüne geçer.
Carriage of Goods by Sea Act (COGSA), taşıyıcıların sorumluluklarını düzenlerken belirli sınırlamalar getirir. Bu sınırlamalar, hem taşıyıcıların orantısız tazmin yükü altında kalmamasını sağlar hem de yük sahiplerini mallarını doğru beyan ve uygun şekilde paketlemeye teşvik eder. Özellikle 500 USD per package kuralı, denizyolu taşımacılığı alanında en bilinen düzenlemelerden biridir.
COGSA’nın getirdiği sorumluluk limitleri, kargo taşıma sözleşmeleri kapsamında tarafların riskleri dengeli bir şekilde paylaşmalarını hedefler. Bununla birlikte, bazı durumlarda bu sınırlamaların uygulanmadığı istisnalar da mevcuttur.
Şimdi bu limitlerin ayrıntılarını ve istisnalarını inceleyelim.
COGSA’nın en çok bilinen hükmü, paket başına 500 USD sorumluluk limitidir. Yani, taşıyıcı bir hasar ya da kayıp durumunda, her bir paket için en fazla 500 ABD doları ile sorumlu tutulabilir. Bu kural, yükün konşimentoda nasıl tanımlandığına bağlı olarak farklı sonuçlar doğurabilir.
Örneğin, bir konteynerin tek bir “paket” olarak tanımlanması halinde, konteynerin tamamı için 500 USD limiti uygulanabilir. Ancak konteyner içindeki her bir kolinin ayrı ayrı belirtilmesi durumunda, her koli ayrı bir paket sayılır ve tazminat limiti buna göre artar. Bu nedenle yük sahiplerinin, konşimentoda mallarını doğru ve ayrıntılı şekilde beyan etmeleri büyük önem taşır.
Her ne kadar COGSA taşıyıcıların sorumluluğunu sınırlandırsa da, bazı durumlarda bu sınırlar geçerli olmaz. Örneğin, taşıyıcı kasıtlı olarak zarara yol açmışsa ya da ağır kusur söz konusuysa, 500 USD limiti uygulanmaz ve taşıyıcı tam sorumluluk üstlenmek zorunda kalır.
Ayrıca COGSA, belirli riskler için taşıyıcıya sorumluluktan muafiyet tanır. Bunlar arasında navigational fault (seyir hataları), gemide çıkan yangın, savaş, korsanlık, grevler veya olağanüstü doğa olayları yer alır. Bu tür durumlarda taşıyıcı, gerekli özeni göstermiş olsa bile sorumluluktan kurtulabilir.
Bu istisnalar, denizyolu taşımacılığının doğasında var olan risklerin makul bir şekilde paylaşılmasını sağlar.
Carriage of Goods by Sea Act (COGSA), uluslararası deniz ticaretinde tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenlerken, uyuşmazlıkların çözümünde de temel bir referans noktasıdır. Kargo taşıma sözleşmeleri kapsamında doğan ihtilaflar çoğunlukla hasarlı veya kaybolan yük, yanlış teslimat ya da sorumluluk limitlerinin uygulanmasıyla ilgilidir.
ABD merkezli taşımacılıkta mahkemeler, uyuşmazlıkların çözümünde COGSA hükümlerini esas alır. Bununla birlikte, taraflar tahkim yoluna da gidebilir. Tahkim genellikle daha hızlı ve uzmanlaşmış bir çözüm sunduğu için deniz ticaretinde sıkça tercih edilmektedir.
Şimdi COGSA’ya dayalı dava örneklerine ve tahkim–mahkeme yetkisi konularına yakından bakalım.
COGSA kapsamında açılan davaların büyük bölümü, yükün hasar görmesi veya kaybolması ile ilgilidir. Örneğin, bir gemide taşınan konteynerlerin yanlış istifleme nedeniyle zarar görmesi halinde, yük sahibi taşıyıcıya karşı dava açabilir. Bu davada mahkeme, taşıyıcının gemiyi denize elverişli hale getirip getirmediğini ve yükü özenle taşıyıp taşımadığını inceler.
Bir başka örnek, teslimatta yaşanan gecikmelerdir. Eğer yük konşimentoda belirtilen sürede teslim edilmezse, yük sahibi zararın tazmini için COGSA’ya dayanarak dava açabilir. Ancak taşıyıcı “sorumluluktan muafiyet” hükümlerinden birine dayanıyorsa, mahkeme buna göre karar verir.
Bu davalar, hem taşıyıcıların hem de yük sahiplerinin haklarını koruyan önemli emsal kararların oluşmasına katkı sağlar.
Deniz ticaretinde uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yaygın bir yöntemdir. Özellikle New York ve Londra tahkim merkezleri, COGSA’ya dayalı davalarda sıkça tercih edilir. Taraflar, kargo taşıma sözleşmeleri içinde hangi tahkim merkezinin yetkili olacağını önceden belirleyebilir.
Bununla birlikte, bazı durumlarda taraflar doğrudan ABD mahkemelerine başvurmayı tercih eder. ABD federal mahkemeleri, COGSA kapsamındaki davalarda geniş yetkiye sahiptir. Forum seçimi, tarafların anlaşmalarına ve uyuşmazlığın niteliğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Bu esneklik, uluslararası deniz ticaretinde taraflara en uygun çözüm yolunu seçme imkânı tanır.
Carriage of Goods by Sea Act (COGSA), ABD merkezli denizyolu taşımacılığında temel bir düzenleme olsa da, tek başına küresel denizi açıklamaya yetmez. Çünkü farklı ülkeler, uluslararası deniz taşımacılığı için farklı konvansiyonları benimsemiştir. Bu noktada özellikle Hamburg Kuralları ve Rotterdam Kuralları, COGSA ile en sık karşılaştırılan düzenlemeler arasında yer alır.
Bu karşılaştırmalar, hem kargo taşıma sözleşmeleri açısından hem de yük sahipleri ile taşıyıcıların sorumlulukları bakımından önemli farkları ortaya koyar. Şimdi gelin COGSA’nın bu uluslararası kurallarla ilişkisini daha yakından inceleyelim.
1978 yılında kabul edilen Hamburg Kuralları, taşıyıcıların sorumluluklarını daha geniş bir zaman dilimine yaymıştır. COGSA’da taşıyıcının sorumluluğu, yükün gemiye alınmasından teslimine kadar olan sürede geçerliyken; Hamburg Kuralları bu sorumluluğu yükün teslim alınmasından nihai varış noktasına kadar genişletmiştir.
Ayrıca Hamburg Kuralları, yük sahiplerine daha fazla hak tanıyan bir yaklaşım benimsemiştir. Örneğin, gecikmelerde tazmin sorumluluğu daha net tanımlanmış ve taşıyıcının sorumluluktan muaf olabileceği durumlar sınırlandırılmıştır. Buna karşın COGSA, taşıyıcılara daha fazla koruma sağlayan bir yapıya sahiptir.
Bu farklılıklar, Hamburg Kuralları’nın gelişmekte olan ülkeler tarafından daha çok benimsenmesine, COGSA’nın ise ABD merkezli ticarette güçlü şekilde uygulanmaya devam etmesine yol açmıştır.
2009 yılında imzalanan Rotterdam Kuralları, çok modlu taşımacılık (multimodal transport) düzenlemeleriyle öne çıkar. Yani yalnızca denizyolu değil, aynı zamanda kara ve hava taşımalarını da kapsayan geniş bir çerçeve sunar. Bu yönüyle COGSA’dan çok daha modern bir bakış açısı getirir.
Buna rağmen Rotterdam Kuralları henüz çok sayıda ülke tarafından onaylanmamıştır. ABD de bu düzenlemeyi kabul etmemiş, COGSA’yı yürürlükte tutmaya devam etmiştir. Bunun temel sebeplerinden biri, Rotterdam Kuralları’nın getirdiği geniş sorumlulukların taşıyıcılar açısından ağır bulunmasıdır.
Dolayısıyla günümüzde Rotterdam Kuralları, denizyolu taşımacılığında geleceğe dönük bir model olarak tartışılsa da, fiili uygulamada COGSA hâlâ ABD ticaretinde belirleyici düzenleme konumunu korumaktadır.
Deniz ticareti, küresel ekonominin bel kemiği konumunda. Bu noktada Carriage of Goods by Sea Act (COGSA), ABD üzerinden yapılan denizyolu taşımacılığında hâlâ en önemli yasal dayanaklardan biridir. Yük sahipleri açısından mallarının taşınmasında güvence sağlarken, taşıyıcılar için de hangi sınırlar içinde sorumlu olduklarını netleştirir. Özellikle kargo taşıma sözleşmeleri bağlamında, tarafların yükümlülüklerini belirlemesi COGSA’yı pratikte vazgeçilmez kılar.
Ancak günümüzde COGSA’nın bazı yönleri eleştirilere maruz kalmaktadır. Öncelikle, yasa 1936’da kabul edildiği için modern lojistik dünyasının ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap veremediği düşünülmektedir. Konteyner taşımacılığının yaygınlaşması, multimodal taşımacılığın artması ve e-ticaretin büyümesi, daha güncel ve kapsayıcı düzenlemelere olan ihtiyacı ortaya koymaktadır.
Bir diğer eleştiri, 500 USD per package kuralının günümüz ticaret değerleri karşısında yetersiz kalmasıdır. Yük sahipleri açısından bu limit, özellikle yüksek değerli malların taşınmasında ciddi kayıplara yol açabilmektedir. Ayrıca taşıyıcılara geniş sorumluluk muafiyetleri tanıması, bazı çevrelerce dengesiz bulunur.
Tüm bu eleştirilere rağmen COGSA, denizyolu taşımacılığında standartları belirlemeye devam etmektedir. Ancak gelecekte ABD’nin de Rotterdam Kuralları gibi daha kapsamlı bir sisteme geçiş yapması gerektiği yönünde görüşler giderek güçlenmektedir.
Sonuç olarak, COGSA bugün hâlâ uluslararası lojistikte güven veren ve yol gösterici bir yasa olma özelliğini korumaktadır. Eğer siz de ABD ile ticaret yapıyor ve yüklerinizi denizyolu ile gönderiyorsanız, COGSA hükümlerini bilmeniz büyük önem taşır.